Karabük Ceza Avukatı
uzlaşma sonrası tazminat davası açılamaması iptal kararı AYM

Anayasa Mahkemesi, uzlaşma sağlanan suçlara ilişkin tazminat davası açılamamasını Anayasaya aykırı bularak iptal etti.

Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihinde verdiği karar ile CMK’da düzenlenen uzlaştırmaya ilişkin 253. maddesinin 19. fıkrasının 5. cümlesini iptal edildi. İptal kararı ile uzlaşmanın sağlanmasından sonraki süreçte açılabilecek davalar açısından önemli bir değişiklik oldu.

 

AYM Hangi Hükmü İptal Etti?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun madde 253/19,5’te geçen “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” ifadesini AYM iptal etti.

 

AYM Uzlaşmanın Sağlanması Halinde Tazminat Davası Açılamaz Maddesini Neden İptal Etti?

Anayasa Madde 13 (Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması) İhlali

Uzlaşmanın amacı alternatif uyuşmazlık çözüm yoluyla uyuşmazlığın kaldırılması ve böylece yargının iş yükünün hafifletilmesidir. Bu anlamda, kuralın amacı meşrudur. Ancak, bir kuralın meşru bir amacı olması kuralı tek başına Anayasa’ya uygun hale getirmez. Bunun yanında ölçülü de olması gerekir. Ölçülülük değerlendirmesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkeleri göz önüne alınarak değerlendirilir. Bu ilkeler aşağıda manalara gelir.

  • Elverişlilik, öngörülen sınırlamanın amaca ulaşmaya yatkın olmasıdır.
  • Gereklilik, amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmasıdır.
  • Orantılılık ise hakka getirilen sınırlama ile amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesidir.

Uzlaşmanın sağlanması ve devamında tazminat davası açılamaması  yargının iş yükünü azaltır. Böylece, bu kural hukuk uyuşmazlığını bitirir. Kuralla gelen bu sonuçlar kuralın gerekli ve elverişli olduğunu gösterir. Ancak, uzlaşan kişi gerçek zarardan daha az edim karşılığında tazminat davasından vazgeçmiş sayılır. Çünkü, zararın tam olarak bilinmesi zor olabilir. Uzlaşma görüşmelerinde teknik veriler ve hesaplamalar gerekebilir. Bu sebeple, ilgililerin zararın tamamını bildikleri varsayılamaz. Kural, mahkemeye erişim hakkını sınırlarken makul bir denge kuramaz. Bu da ölçülülük ilkesine aykırıdır. Uzlaşma öncesi Cumhuriyet Savcısı, uzlaşmanın özgür irade ve hukuka uygunluk şartlarını kontrol ederek tazminat davası açamayacakları bilgisini vermesi ölçülülük ilkesini sağlamak için yeterli değildir.

 

Anayasa Madde 36 (Hak Arama Hürriyeti) İhlali

Kurala göre uzlaşmanın sağlanması halinde tazminat davası açılamaz. Suç sebebiyle, zarara uğrayan kişilerin maddi ve manevi tazminat talebiyle yargıya başvurabilmesi mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir. Böylece ilgililerin soruşturma konusu suç nedeniyle uğradıkları zararın tazmini talebiyle yargı mercilerine başvuramaması, mahkemeye erişim hakkını sınırlar.

 

AYM’nin İptal Ettiği Maddenin Sonuçları Ne Olacak?

İptal kararı ile uzlaşma sağlansa bile ilgililer daha sonra tazminat davası açabilecek. Böylece, teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hallerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenmediği hallerde uzlaşmadan sonra tazminat davası açılabilecek. Özellikle maluliyet oranının tespitinde teknik verilere çok ihtiyaç duyulmakta ve çoğunlukla uzlaşma sürecinde doğru bir şekilde tespit edilememektedir. Maluliyet oranın doğru tespiti halinde bu hususa dayanan bir tazminat davası uzlaşmadan sonra da açılabilecektir.

 

AYM Kararı Ne Zaman Uygulanmaya Başlayacak?

Anayasa Mahkemesinin uzlaştırmadan sonra tazminat davası açmayacaklarına ilişkin iptal kararlarında ayrı bir yürürlük tarihi belirtmediği için Resmi Gazete’de yayınladığı 18.10.2023 tarihi ile yürürlüğe girmiştir.

 

Anayasa Mahkemesi Uzlaşma Sağlanmasından Sonra Tazminat Davası Açılamaması İptal Kararı Değerlendirmesi

Uzlaşmanın niteliği aşağıda sayıldığı gibidir:

  1. Alternatif çözüm yöntemidir.
  2. Ücretsiz bir süreçtir.
  3. Hızlı adaleti sağlar.
  4. Şüpheli ve sanık yargılanmaz.
  5. Mağdurun zararının giderilmesi sağlanır.
  6. Taraflar sürece ve çözüme katılır.
  7. Özgür iradeye dayanır.
  8. Toplumsal barışa katkı sağlar.

Uzlaşmadan sonra tazminat davası açılamaması, uzlaşmanın sayılan niteliklerinden mağdurun zararının tam olarak giderilmesini sağlamanın önüne geçmektedir. Zira, bazı suçlarda zararın tespiti detaylı bir inceleme ve uzun bu süreç gerektirmektedir. Bu tarz durumlarda, uzlaştırma ile hızlı bir adaletin sağlandığı düşünülse de mağdurun zararının giderilmesinin önüne ket vurulmaktadır. Bu anlamda, AYM kararının yerinde olduğu görülmektedir.

 

AYM İptal Kararından Önce Verilmiş Yargıtay Kararları

Uzlaşma Sağlanması Halinde Tazminat Davası Açılamaması

17. HD., 2018/32506 E., 2020/677 K., 04.02.2020 tarihli karar;

“Somut olayda dava konusu trafik kazası ile ilgili başlatılan … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/5994 soruşturma sayılı dosyasında müşteki olan davacının, davalının trafik sigortacısı olduğu araç sürücüsü olan eşi …’dan herhangi bir şikayetinin bulunmaması karşısında davacı …’ın eşi … ile uzlaşmasını gerektirecek bir durumun olmamasına, davacının sadece karşı araç sürücüsü …’ den şikayetçi olmasına, Uzlaşma tutanağına göre uzlaşma edimi olan özür ediminin; …’in … ve …’dan özür dilemesi, …’ın ise …’den özür dilemesi şeklinde olmasına göre, davacının karşı araç sürücüsü … ile uzlaştığı anlaşıldığından, Ceza Muhakemeleri Kanunu 253/19. maddesine göre davacının artık karşı araçla ilgili sorumluluklara karşı tazminat davası açma hakkı bulunmamaktadır.” şeklindedir.

 

Maluliyetten Doğan Zararda Açık Oransızlığı Sebebiyle Uzlaşma Sözleşmenin Ahlaka Aykırılık Sebebiyle Tam veya Kısmi Geçersizliği

21. HD., 2015/13528 E., 2016/6953 K., 19.4.2016 tarihli karar;

“Uzlaşma tarihinin kaza tarihinden iki ay sonra olduğu, davanın TBK m. 28’e göre aşırı yararlanma hükmüne dayanılarak bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, davacının davalıları uzlaşma tutanağı ile ibra ettiği, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihadına göre iş kazasından doğan tazminat davalarında ibraname tarihi ile hesaplanan zarar miktarı ile karşılanan miktar arasında açık oransızlığın bulunması halinde ibranamenin makbuz niteliğinde kabul edildiği ve hüküm tarihindeki zarardan aynı oranda indirim yapılarak tazminatın geri kısmının kabul edildiği…hukuksal nedenine bağlı olarak iradenin fesada uğratıldığı kanıtlandığı takdirde…ödemenin yapıldığı tarih göz önünde tutularak davacının karşılanmayan zararının uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanması… açık oransızlığın bulunup bulunmadığının denetlenmesi, açık oransızlığın bulunması durumunda maddi tazminata dair ödemenin ‘kısmi ifayı içeren makbuz’ niteliğinde kabul edilmesi ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki gerçek zararı hangi oranda karşıladığının saptanması, son verilere göre hesaplanan tazminat miktarından, yasal indirimler yapılmak suretiyle belirlenecek karşılanmayan zarardan davalı tarafın ödeme yapılan tarihe göre zararı karşılandığı oranda indirim yapılması, daha sonra kalan miktara hükmedilmesi gerekmektedir.” şeklindedir.

 

Stj. Av. Zeynep ÜRÜŞAN

 

İlgili Makaleler:

Ceza Hukuku

Tag :

Sosyal Medyada Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler