Karabük Avukat

Hekimlerin tıbbi teşhis ve tedavi hizmeti sunarken hastadan aydınlatılmış rıza (onam) alması kanuni bir zorunluluktur. İş yoğunluğu sebebiyle ihmal edilen bu yükümlülük sebebiyle hekimler istenmeyen sonuçlarla karşı karşıya kalabilmekteler. Bu yazıda aydınlatılmış rızanın şekli ve kapsamı ele alınacak, bu rızanın hiç veya gereği gibi yapılmaması durumunda ne gibi yaptırımlarla karşılaşılabileceği açıklanacaktır.

Aydınlatılmış Rıza

Hasta hakları yönetmeliğinde rıza kavramı; Kişinin tıbbi müdahaleyi serbest iradesiyle ve aydınlatılmış olarak kabul etmesi olarak tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere geçerli bir rızadan bahsedilebilmesi için hastanın müdahaleyle ilgili bilgilendirilmesi gerekmektedir. Aydınlatma ise aynı yönetmelikte yapılması planlanan her türlü tıbbi müdahale öncesinde müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu tarafından kişiye gerekli bilginin verilmesi olarak açıklanmıştır.

Bu durumda aydınlatılmış rızadan bahsedebilmek için hastaya, uygulanacak tedaviyle ilgili detaylı bilgi verilmiş olması gerekmektedir. Aksi halde hastanın tedaviyle ilgili yeterli bilgi sahibi olmadan vereceği rıza hukuken geçerli bir rıza olarak değerlendirilmeyecektir.

Hasta hakları yönetmeliğinde hastaya yapılacak aydınlatmanın içeriğinde nelerin yer alması gerektiği belirtilmiştir. Düzenlemeye göre hastaya yapılacak aydınlatmanın detaylı ve hastanın anlayacağı sadelikte yapılması gerekmektedir.

Hastaya yapılacak aydınlatmada;

  • Hastalığın muhtemel sebepleri,
  • Tıbbi müdahalenin hangi doktor tarafından nerede yapılacağı ile tahmini süresi,
  • Tedavinin reddedilmesi durumunda nelerle karşılaşılabileceği,
  • Alternatif tedavi seçenekleri belirtilmeli ve alternatif tedavi yöntemi tercih edildiğinde ne gibi risklerle karşılaşılabileceği,
  • Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, hastanın sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği, hususlarını içermesi gerekmektedir.

Ayrıca uygulanacak tedavi sonrasında hastada oluşabilecek muhtemel komplikasyonların neler olacağı detaylı bir şekilde açıklanmalıdır. Komplikasyonlarla ilgili bilgilendirmenin hastanın yaşı, mesleği, sosyo-ekonomik durumu gözetilerek hasta özelinde yapılması son derece önemlidir.

Aydınlatılmış Rıza Alınmasına Gerek Olmayan Durumlar

Hekimin, yapacağı tıbbi müdahale öncesinde hastanın rızasını alması kural olsa da rıza alınmadan tıbbi müdahale yapılabilecek haller de vardır.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı anayasamıza hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla tıbbi zorunluluk durumu söz konusuysa veya kanunda yazılı hallerden biri varsa hastanın rızasını almadan tıbbi müdahale yapılabilecektir.

Hasta Hakları Yönetme­liğinde ise Hastanın rızasının alınamadığı hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organı­nın kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak durumun varlığı halinde, hastaya tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı olmadığı belirtilmiştir.

Mevcut düzenlemeler ışığında, hastanın bilincinin kapalı olduğu durumlarda hastaya acil müdahale edilmezse hastanın hayatı tehlikeye girecekse hastanın rızası alınmadan tıbbi müdahale yapılabilecektir. Yine hastanın bilinci kapalıyken acil müdahale edilmezse bir organının kaybı söz konusu olacak veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelecekse hastanın rızası alınmadan tıbbi müdahale yapılabilecektir.

Rıza alınmadan hastaya tıbbi müdahale yapılabilecek bir diğer durum ise kanunda yazılı olan hallerin varlığıdır. Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda belirtilen tıbbi müdahalelerin yapılması örnek olarak verilebilir. Yine şüpheli veya sanıklara Ceza Muhakemesi Kanunda belirtilen durumlarda mahkeme kararıyla tıbbi müdahale yapılmasının rızaya bağlı olmadığı söylenebilir.

Aydınlatılmış Rıza Alınmamasının Yaptırımları

Rıza alınmasının gerekmediği durumlar haricinde yapılacak tıbbi müdahalelerde mutlaka hastanın aydınlatılmış rızasını almak gerekmektedir. Aksi halde cezai ve hukuki yaptırımlarla karşılaşılabilecektir.

Öncelikle aydınlatılmış rızası alınmadan hastaya yapılacak tıbbi müdahale Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen yaralama suçunu oluşturacaktır. Yapılacak tıbbi müdahalenin hukuka uygun hale gelmesi için mutlaka hastanın rızası alınmalıdır.

Hekimler, aydınlatılmış rıza almadan yaptıkları tıbbi müdahale sebebiyle maddi ve manevi tazminat davalarıyla da karşı karşıya kalabilmektedirler. Yine hekimlere veya sağlık kuruluşuna karşı açılan malpraktis (hatalı tedavi) davalarında aydınlatılmış rızanın olmaması veya aydınlatmanın yeterince ayrıntılı yapılmamış olması sebebiyle davalar hekim aleyhine sonuçlanabilmektedir.

Hekimin kamuda çalışıp çalışmamasına göre tazminat davalarının muhatabı değişmektedir. Tazminat davaları özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere karşı doğrudan açılabiliyorken, kamu hastanelerinde çalışan hekime karşı açılamamakta, dava idareye karşı açılabilmektedir. Bu durumda idare ödediği tazminatı hatalı uygulamayı yapan hekime rücu edebilecektir. Sonuç olarak hekimler acil durum ve kanunda yazan hallerin dışında yapacakları tıbbi müdahalelerde hastaların aydınlatılmış rızalarını almaları gerekmektedir. Rıza alınırken hasta detaylı olarak aydınlatılmalıdır. Hastanın yapılan tıbbi müdahaleyle ilgili aydınlatıldığını ve rızasının alındığını hekimin ispatlaması gerektiğinden aydınlatılmış rızanın yazılı olarak kayıt altına alınması ve hastaya imzalatılması gerekmektedir. Aksi halde dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun işlem yapıldığında dahi hukuki ve cezai sonuçlarla karşılaşılabilecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Eklenenler